|
TELGRAF
:
William Cooke ve Charles Wheatstone
adlı iki İngiliz1837 yılında , teller üzerinden elektrik akımı
göndererek mesaj iletmeyi başardılar. Böylece ilk elektrikli telgraf
makinesi ortaya çıktı. Elektrik akımı, alıcı cihazın kadranındaki
bir dizi iğneyi hareket ettirerek ulaştırılacak mesajın ekranda
belirmesine yardımcı oluyordu.
MORS
ALFABESİ :
1843’ te Samuel Morse, telgraf mesajlarında nokta ve çizgilerden
oluşan ünlü Mors Alfabesi’ni geliştirdi. Morse, Baltimore’ den
Washington’ a uzanan 60 km’ lik bir telgraf hattı kurarak, hattı
başkanlık seçimleriyle ilgili haberleri iletmek için kullandı.
RADYO :
1902’ de İtalyan mucit Guglielmo Marconi, kablo ya da tel olmadan
bir yerden diğerlerine mesaj göndermenin yolunu keşfetti. Böylece
radyo doğdu. Marconi, radarın mucidi Hertz’ in yapmış olduğu
deneyleri kullanarak bulunduğu yerden 9 metre uzaktaki bir kapı
zilini çalmayı başarabiliyordu ve bunun için her hangi bir kabloya
ihtiyaç duymuyordu. Kullandığı yönteme “elektromanyetik” adını
vermişti.
FM
RADYO :
1920’ de Edwin Howard Armstrong, FM
radyoyu geliştirdi.
Elektrik mühendisi Armstrong’ un
elektromanyetik ve
elektrik alanında yaptığı
icatlar
çok önemlidir. Fakat onun belki de hepimiz tarafından bilinen icadı,
geniş aralıklı yayın yapan FM
radyo bandıdır.
SÜPER İLETKEN :
1986’ da George Bednorz, kayıp olmaksızın enerjiyi transfer edebilen
bir madde geliştirdi. Böylece “süper iletken” kavramı hayatımıza
girmiş oldu. Süper iletkenler, “bilgi çağı” açısından çok önemli
gelişmeleridir. Sıradan bir bakır telden iletildiğinde enerjinin
yaklaşık % 40’ ı kaybolmaktadır. İşte bu yüzden süper iletkenler
insanlığın enerjiyi doğru ve verimli kullanabilmesi açısından çok
önemlidir.
UYDU
:
4 Ekim 1957’ de Ruslar, ilk uydu Sputnik’ i Dünya yörüngesine
yerleştirdi. Dünya’nın ilk yapay uydusu sadece bir basket topu
büyüklüğünde olup 82 kg ağırlığındaydı. Bu minik uydu, 98 dakika
içinde yörüngeye yerleştirilmişti. Sputnik, insanoğlu için uzay
çağının başlangıcı demekti.
FAKS :
1843’te üretilen ilk faks makinesi, kabartma harfleri tarayarak
elektrik sinyalleri gönderen bir sarkaçtan oluşuyordu. Modern faks
makinelerinde ise gönderilen dokümandan yansıyan ışığı algılayan
diyotlar kullanılır. 1922’ de Alman fizikçi Arthur Korn,
radyo dalgaları ile Avrupa’ dan
Amerika’ ya fotoğraf göndermiştir.
ÇENGELLİ İĞNE :
Dünya, 1849’ da Walter Hunt tarafından bulunan, çok basit ama
faydalı bir ürünle tanıştı: Çengelli İğne. Çengelli iğne, Amerikalı
mucit tarafından sadece 15 dolar kazanabilmek amacıyla bir iddia
sonucunda ortaya çıkmıştır.
EKMEK KIZARTMA MAKİNESİ :
1909’da General Electric şirketi, ilk elektrikli ekmek kızartma
makinesini üretti. Dilimlenmiş ekmek, elektrikle ısıtılan bir tel
üzerine konuluyordu. Ayarlı bir saat, süre dolduğunda elektriği
kesiyor ve ekmeği dışarı doğru itiyordu. Bu sayede sabahları
kahvaltı masalarını renklendiren çıtır çıtır ekmeklerin hikayesi
doğdu.
KAŞIK :
Paleolitik zamanlardan beri kullanılan kaşıkların atası deniz
kabuklarıdır. Kaşığın Latince ve Yunancadaki karşılığı “spiral
şekilli sümüklüböceği kabuğu” anlamına gelen “cochlea” kelimesinden
türetilmiştir. Günümüzdeki formunu ise MS I. Yüzyılda Romalılar
vermiştir.
BIÇAK :
Tarihte kesin olarak ne zaman
icat edildiği belli olmayan bıçak,
günümüzde mutfaklarda ve yemek masalarında dizayn edilseler de
tarihin ilk dönemlerinden başlayarak yakın bir zamana kadar
öncelikle silah olarak kullanıldı. Ortaçağ Avrupa'sında ev sahibi
masaya bıçak getirmezdi, çünkü herkesin bıçağı belindeydi. Ancak
şiddet artmaya başlayınca 1669’ da Fransa Kralı 14. Louis’ in bütün
sivri uçlu bıçakların yemek masalarında kullanımını ve sokaklarda
taşınmasını yasaklamıştır.
ÇATAL :
Çatalı ilk kullananların Yunanlılar olduğu sanılmaktadır. Çatalın
yemek masalarındaki kullanımı MS 7. yüzyılda Ortadoğu’daki zengin ve
itibarlı ailelerde görülmektedir. 13. yüzyılda Bizanslılar’ a
onlardan da İtalyanlar’ a geçmiştir. Fransa da ise “gösterişe
kaçıyor ” diye kabulü yavaş olmuştur. Çatal, 1600’lerin ortalarından
itibaren tekrar itibar kazanmış, kraliyet ailesi ve zengin
sofralarının vazgeçilmez lüksü olmuştur. Günümüzde ise hepimizin
vazgeçilmez ihtiyacıdır.
DİKİŞ MAKİNESİ :
1830’ da Barthelemy Thimonnier dikiş makinesini icat etti. Makinede
ayak pedalıyla döndürülen bir tekerlek, iğneyi kaldırıp indiriyordu.
Fakat o dönemlerde pek çok terzi, işini kaybedeceği korkusuyla bu
makinelerin 80 tanesini tahrip etmişti.
FERMUAR :
Fermuarın icadında her ne kadar tek bir mucitten söz etmek zor olsa
da asıl katkıyı 1893’ de W.L. Hudson’ un yaptığı söylenebilir.
Fermuarın hayatımıza girmesi oldukça zaman almıştır. İlk fermuar
tasarımının o kadar ürkütücü bir görüntüsü vardı ki pek çok üretici
seri üretimi yapmayı reddetmişti. Fermuar, günümüze kadar gelişmiş
ve hayatımızdaki pratik malzemelerden biri olarak yerini almıştır.
ELEKTRİK ISITICILI ÜTÜ :
1882’ de Henry Seely,
elektrik ısıtıcılı ütüyü
geliştirdi. İlk ütüler, içine kor halinde kömür konularak
ısıtılırdı. Seely ’nin ütüsünün içinde ise elektrikli bir ısıtıcı
bulunuyordu. Böylece ütü, zor kullanılan bir ev aleti olmaktan
çıkmıştı.
ÜTÜ
MASASI :
Ütü yaparken yeterince iyi sonuç alamamaktan şikayetçi olan Afrikalı
Sarah Boone adlı bir ev kadını, 1892 yılında kendisi için bir ütü
masası geliştirdi. Böylece tarihin ilk ütü masası ortaya çıkmış
oldu.
ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE :
1901’ de Hubert Booth, elektrikli süpürgeyi icat etti. Booth’ un
elektrikli süpürgesi o kadar büyüktü ki atlı bir arabayla çekilmesi
gerekiyordu. Fakat süpürgenin performansı gayet iyiydi; öyle ki
İngiliz Kralı VII. Edward taç giyme töreninden önce salondaki
halının bu süpürge ile temizlenmesini istemişti.
ELEKTRİKLİ BUZDOLABI :
İlk elektrikli buzdolabı, Karl Linde tarafından 1877’ de
geliştirildi. Yiyeceklerin bozulmadan saklanabilmesi için gereken,
ortamın soğuk olması koşulu, ilk defa Karl Linde tarafından yapay
olarak sağlanmıştı. Linde’ nin cihazı, yiyecek kabininin arkasına
freon gazı yerine metil ether adlı son derece patlayıcı bir gaz
pompalıyordu. Bu yüzden pek yaygınlaşmadı. Freon gazı kullanılan ilk
buzdolabını ise Balzer Von Platen ve Carl Munters birlikte
tasarlamıştı.
BULAŞIK MAKİNESİ :
1889’ da W. A. Cockran adındaki maharetli kadın mucit, tarihin ilk
elektrikle çalışan ilk bulaşık makinesini üretti. Sistem çok
basitti. Bir fiskiye, boru yardımıyla gelen tazyikli suyu tabakların
üzerine eşit dağıtıyor ve bulaşıkları temizliyordu.
ÇAMAŞIR MAKİNESİ :
1906’ da Ala Fischer, çamaşır makinesini icat etti. Makinenin içine
yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar
konuluyordu. Tambur, elektrik yardımıyla döndürülüyor ve hareket
sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas ederek temizlenmiş
oluyordu. İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise 1924’ te üretildi.
Çamaşır makineleri sürekli gelişerek günümüzdeki halini aldı.
TERMOS :
1906’ da İskoçyalı J. Dewar, termos adını verdiği ve içine konulan
sıvının ısısını koruyan, iç içe geçmiş iki kaptan oluşan bir sistem
geliştirdi. Tarihin en popüler icatlarından birisi olan termos
sayesinde piknik yapmak, insanoğlu için daha da keyifli bir hal
almaya başladı.
BLENDER :
Stephen Poplawski, termos benzeri cam bir kutunun tabanına metal,
dönen bir bıçak koyarak blender fikrini ilk ortaya atan kişidir.
1932’ de bu fikrini tasarım haline dönüştürmeyi başarmıştır. 1935’
te Fred Waring ve Frederick Osus adlı iki girişimci dostu, Poplawski’
nin fikrini geliştirerek büyük bir ticari başarı kazanmışlardır.
ATAŞ
:
1900’ de Johann Vaaler,
kağıtları sıkıca tutabilmek için,iç içe geçmiş iki
halkadan oluşan, metal bir telden ibaret orijinal bir ürün
tasarladı. Vaaler’ in “Ataş” adını verdiği bu tasarım bugüne değin
hemen hemen hiç değişmemiştir.
KALEMTIRAŞ :
Bugün okur yazar hemen hemen herkesin evinde, çekmecesinde bulunan
kalemtıraş Amerikalı John Lee Love tarafından 1897’ de icat edildi.
İlk üretimi bildiğimiz taşınabilir şekliyle tasarlanan kalemtıraş
daha sonraki yıllarda geliştirildi.
KURŞUNKALEM :
Kurşunkalemin bugün bildiğimiz şeklini Fransız kimyacı Nicolas Conte
vermiştir. Kil ve graphite karışımını yakıp tahtadan silindir
çubuklar içine koyan Conte; 1795’ te patentini almıştır. İlk
kurşunkalem fabrikasını ise 1861’ de Eberhard Faber, New York’ ta
kurmuştur.
BİLYE UÇLU TÜKENMEZKALEM :
1938’ de Macar mucit Lazlo Biro, biro da denilen, günlük hayatımızın
vazgeçilmez parçası olan bilye uçlu tükenmezkalemin hayata geçmesini
sağladı. Tükenmezkalem, öncelikle yüksek basınca maruz pilotların
kullanması için üretilmişti. Zamanla kolay kullanımından dolayı
geniş kitlelere ulaştı.
DOLMAKALEM
:
1935’ te Fransız Jules Fagart, tekrar doldurulabilen dolmakalemi
geliştirdi. Bugün bizlere bir parça nostalji gibi görünse de
dolmakalemler, pek çok insan için hala önemli yazı araçlarından
biridir.
SİLGİ
:
Silgiyi ilk defa 1736’ da Avrupa’ ya getiren, Fransız kaşif ve bilim
adamı Charles Marie de la Condamine’ dir. Bu aslında, Güney Amerika’
da yerli kabilelerin oyun için ve tavuk tüyü gibi şeyleri
vücutlarına yapıştırmak için kullandıkları bir maddeydi. Avrupalılar
bunu kullandı fakat bir süre sonra çürüdüğü için kullanışlı olmadı.
1839’ da Charles Goodyear, kauçuğu işlemenin ve dayanıklı kılmanın
yolunu buldu. Bugün kullandığımız silgilere şekil vermiş oldu.
DAKSİL
:
1951’ de Bette Nesmint Graham, daksili icat etti. Dallaslı sekreter
Graham, bugün ofislerimizde
hepimizin sık sık ihtiyaç duyduğu hatalı metinlerin üzerini ince
beyaz tabakayla kapatan yazı düzelticiyi ilk olarak evinin
mutfağında blender ile sıvı hale getirdiği kağıt olarak
üretmiştir.
RAPTİYE
:
Raptiye, ilk defa Amerikalı Edwin Moore tarafından kiralık bir odada
üretildi. Bir gün önce yaptığını ertesi gün satan Moore, Eastman
Kodak Company’ den büyük bir sipariş alınca 1904’ te Moore Raptiye
Şirketi’ni kurdu. Şirketi hala küçük şeylerin üretimine devam
etmektedir.
FOTOKOPİ MAKİNESİ
:
Bugün kullandığımız fotokopi makineleri ilk olarak 1942’ de Chester
Carlson tarafından geliştirilmiştir. Amerikalı mucit Chester Carlson,
1938’ de de elektrostatik fotokopi makinesini icat eden kişidir.
Fotokopi makineleri sayesinde gerekli dokümanları
çoğaltmak kolaylaşmış oluyordu. Bu da büyük bir işgücü kazanımı
anlamına gelmekteydi.
MÜREKKEP
:
Kağıdın icadıyla paralel kullanılan
mürekkep, Çinliler tarafından bulunup geliştirildi. MS 400’ de
yaklaşık olarak bugün kullandığımız halini aldı. Renk pigmentleri
veya boyar maddelerin sıvıda çözündürülmesiyle elde edilen
mürekkebin ilk dönemlerdeki hammaddesi ise yanmış çam odunu, kuzu
yağı, eşek derisi jölesi ve miskti.
PARŞÖMEN
:
Eski Mısır firavunlarından biri Anadolu’ ya papirüs vermeyi
reddedince, parşömenin hikayesi başlar. Anadolu’ daki Bergama
kitaplığının İskenderiye’ ye rakip olmasından rahatsız olununca
papirüs gönderimi durmuştur. Bergama hükümdarı, koyun ya da keçi
derisinden papirüsün yerini tutacak ve yazı yazmaya uygun bir madde
hazırlanması istedi. Yunanca “Pergament” adını taşıyan parşömen
böylece doğdu.
YAPIŞKAN BANT
:
1921’ de Amerikalı R. Drew, yapışkan bant fikrini ortaya attı.
Avrupa’ da “seloteyp” adıyla piyasaya sürülen bu bandın bir yüzü,
“selüloz” adı verilen ve yapışkan olan saydam bir plastik şeritten
oluşuyordu.
TUTKAL
:
Tutkal ilk olarak 1750’ de İngiltere’ de yapıldı. Tutkal önceleri
balıktan elde edilmiş, daha sonraları plastik, hayvan kemikleri,
nişasta, süt proteinlerinden elde edilen türevleri ile yaygınlaşmaya
başlamıştır.
YANGIN SÖNDÜRÜCÜ
:
1816’ da George Manby, yangın söndürmeye yönelik bir sistem
geliştirerek ilk yangın söndürücünün temellerini atmış oldu. Alet,
su içeren metal bir silindirden oluşuyordu. İçindeki su,
sıkıştırılmış hava yardımıyla dışarıya püskürtülüyordu.
KİMYASAL YANGIN SÖNDÜRÜCÜ
:
1905’ te Alexander Laurent, kimyasal yangın söndürücüyü geliştirdi.
Yangına suyla müdahale etmek her zaman doğru bir yol değildi, bu
yüzden Laurent, bir kimyasal karışımı geliştirerek suyun yangın
söndürmedeki zararlarını da yok etmiş oluyordu.
DİKENLİ TEL
:
1867’ de Lucien B. Smith, tarihteki ilk dikenli teli üretti. Teksas’
ta yaşayan büyük toprak sahiplerinin sayısı artmaya başlayınca
sınırlar birbirine yaklaşmaya başlamıştı. İşte bu ihtiyaçtan
hareketle kendisi de bir çiftçi olan Smith, sınırları belirlemek ve
yabancıların girişinin önüne geçebilmek için tarihteki ilk dikenli
teli üretmiştir.
TRAFİK IŞIKLARI
:
1923’ te Gervett A. Morgan, elektrikli trafik ışıklarını geliştirdi.
Üzerinde “dur” ve “geç” yazan trafik işaret kolları, ilk kez 1868’
de kullanılmıştır. Sonraları gaz lambasıyla çalışan renkli trafik
ışıkları kamu kullanımına sunuldu. İçindeki gaz lambası vasıtasıyla
trafiği düzenleyen bu sistem, o tarihlerde gaz lambalarından birinin
patlaması sonucu bir polisin ölmesine neden olunca yeni arayışlara
gidildi. Bu soruna çare arayan Morgan, yeşil, sarı ve kırmızı
renklerden oluşan elektrikli trafik ışıklarını geliştirdi.
KEDİGÖZÜ
:
1933’ te Percy Shaw, sisli bir gecede otomobiliyle neredeyse bir
uçurumdan yuvarlanmak üzereyken bir kedinin gözlerinin parlamasıyla
yolu fark edip hayatı kurtulunca, kedi gözünden esinlenerek bir alet
tasarlamaya karar verir. Böylece hayat kurtaran kedi gözü ortaya
çıktı. Kısa bir süre sonra birçok ülkenin yollarına bu
kedigözlerinden çok sayıda yerleştirilir.
PUSULA
:
MS 100 yılında Çinliler,
pusulayı icat etti. Manyetik bir
ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği prensibinden
hareketle
pusulanın keşfi gerçekleşti.
KİBRİT
:
1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde
etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş
olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir
çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’
nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu.
Ardından fosforlu kibritler de üretilmeye başlandı.
AYNA
:
1903’ te Emil Bloch, aynayı geliştirdi. Tarih boyunca parlatılmış
bir metal ya da taş ayna olarak kullanılmıştır. Daha sonraları cam
yüzeylerin arkasına yapıştırılan koyu renkli kumaşlar da aynı amaçla
kullanılmıştır. İlk modern ayna ise Bloch tarafından, düz camın
gümüş veya altın folyo ile kaplanmasıyla elde edilmiştir.
POSTA KUTUSU
:
1891’ de Philip Downing, posta kutusu sistemini geliştirdi. Posta
sisteminin her geçen gün daha sağlıklı işleyebilmesi için günümüze
kadar pek çok insan bu gelişime katkıda bulunmuştur. Bu sayede posta
işaretleyicileri, işlem iptal eden cihazlar, posta mühürleri,
otomatik posta sınıflandırma cihazları yaşamımızda yerini almış,
mektupların daha sistematik bir şekilde sınıflandırıp gönderilmesine
olanak tanımıştır.
ŞEMSİYE
:
1885’ te William C. Carter, şemsiyeyi geliştirdi. İlk şemsiyenin,
4000 yıl önce Mısır, Asya, Yunanistan ve Çin’ de kullanılmış
olduğunu tarihsel dokümanlar göstermektedir. Şemsiyenin patenti
Carter tarafından alınmıştır.
PARA
:
Para, ilk kez MÖ 700’ de Lidya’ da malların alımı için kullanıldı.
Yoğun olarak ticaretle uğraşan ve bir Anadolu uygarlığı olan Lidya’
da paranın ilk formu değerli maddeden oluşmaktaydı. Altın ya da
gümüş, en çok kullanılan para hammaddesiydi. MÖ 700 yılına gelene
kadar insanların ekonomik ilişkilerinde kullandıkları en yaygın
metot “barter” yani değişim sistemiydi. Buğday almak isteyen, yerine
eşit miktarda pirinç kullanabiliyordu. Günümüzde ise para kullanımı,
yavaş yavaş yerini dijital ortamdaki paralara yani kredi kartlarına
bırakmaktadır.
KLİMA
:
İlk klima fikri 1906’ da Willis Haviland Carrier tarafından
oluşturulmuştur. Klima denildiğinde aklımıza Carrier gelmesine
rağmen, klima 1906 yılında Stuart H. Cramer adındaki bir tekstil
mühendisi adına tescil ettirilmiştir. Cramer, klima kelimesini
tekstil bitkilerinin yetiştiği ortamdaki havayı nemlendirmeye
yarayan cihazı için kullanmaktaydı.
TORNAVİDA
:
MÖ 3. yüzyılda Arşimet tornavidayı icat etti. Arşimet tornavidanın
mucidi olarak bilinmesine rağmen onun yapmış olduğu tornavida
bugünkünden oldukça farklıydı; daha sonraları icadını daha da
geliştirip tarihin ilk hidrolik tornavidasını üretmiştir.
GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ
:
1752’ de James Ayscough, güneş gözlüğünü icat etti. İlk güneş
gözlüklerinin camları da bugünküler gibi renkliydi. Yeşil ve mavi
cam kullanımı tavsiye edilmekteydi. Daha sonra Edwin H Land, ilk
selofenli polarize edilmiş camlı güneş gözlüklerini üreterek güneş
gözlüklerinde yeni bir dönem açmış oldu.
ÇAY
MAKİNESİ
:
1923’ TE Arthur Large, tehlike yaratmadan suyla temas edebilen bir
makine geliştirdi. Böylece ilk elektrikli çay makinesi doğdu ve bir
çığır açtı. Çaydanlığın tabanında bulunan elektrikli ısıtıcı, suyu
ısıtıyordu. Bu, ısıtıcı bir boru içinden geçen bir telden oluşuyordu
ve su çabucak ısınıveriyordu.
TEKERLEK
:
MÖ 3500 yıllarında icat edildiği sanılmaktadır. Tekerleğin ilk
olarak ne zaman ve nerede ortaya çıktığını kimse bilmemektedir.
Fakat MÖ 3500 yıllarında Mezopotamya’ da veya Doğu Avrupa’ da
çömlekçiler tarafından kullanıldığına inanılmaktadır. Ulaşımda
kullanılan en eski tekerle, MÖ 3200 yıllarına ait bir Mezopotamya
resminde görülmektedir. İlginç olan ise tekerlikli ulaşımın 15.
yüzyılın sonlarına kadar Güney Amerika’ da bilinmemiş olmasıdır.
KİLİT
:
1787’ de Joseph Bramah tarafından tasarlanan kilit, ancak 75 yıl
sonra Londra’ da bir sergi sırasında bir ziyaretçinin 51 saat süren
uğraşı ile açılabilmiştir. Tarihte ilk kilitleri eski Mısırlılar’ ın
kullandığı bilinmektedir. Kilitler tahtadan yapılıyor ve açılıyordu.
Anahtarın üzerinde değişik uzunluklarda silindir pimler vardı.
Mısırlılar’ dan esinlenen Linus Yale, Yale kilit olarak bilinen ilk
modern pimli kilidi üretti.
VİDA
:
MÖ 5. yüzyılda Archytas of Terentum, vidayı icat etti. İlk vidalar
tahtadan yapılmakta ve zeytinyağı ile preslenmekteydi. Metal vidalar
ise ilk olarak 15. yüzyılda Ege’nin iki yakasında karşımıza
çıkmaktadır.
MAKAS
:
Bugün kullandığımız makasın patenti, 1893’ te Louis Austin
tarafından Washington’ da alındı. Tam olarak ne zaman ve kim
tarafından icat edildiği bilinmese de İskender’ in Mısır’ ı fethiyle
gelişen güzel sanatlarda üstünlük sembolü olarak kullanıldığı
biliniyor.
SAKLAMA KABI
:
1795’ te Fracois Appert, oluşturduğu kapak sistemi sayesinde
kapların içine hava sızmasını önleyen ve böylece gıdanın bozulmasını
geciktiren bir sistem geliştirdi. Appert’ in bulduğu ilk saklama
kapları aslında zamanı için bir devrim niteliğindeydi. Çünkü
gıdaların bozulmadan saklanabilmesi gerçekten zordu.
YARA
BANDI
:
1920’ de Earle Dickson, özellikle mutfak işlerini yaparken karısının
çok sık elini kestiğini görüp karısı için bir gazlı bez ve selobant
yardımıyla ilk yara bandını yapmış ve bu icadı zamanla çok
tutulmuştur. İlginç bir hikayeye sahip olan bu icat, bugün evde,
işte ve okulda tüm ilk yardım çantalarında bulunan bir malzeme
olmuştur.
ŞIRINGA
:
1853’ te Charles Pravaz, şırıngayı icat etti. Kan damarlarına ve
kasların içine ilaç enjekte etmekte kullanılan deri altı şırıngası,
tıp açısından büyük bir yenilikti. 1987’ de bir başka doktor
Jean-Louis Brunet, kan örneği alınırken enjektöre takılan bir başka
aletin patentini aldı. Alet, şırınga hastadan çıkarılır çıkarılmaz
şırınganın ağzını tıkıyordu. Böylece doktor ve hemşireler mikroplu
kanla temas etmemiş oluyorlardı.
OSİLOSKOP
:
Edwin Howard Armstrong, osiloskop adını verdiği yüksek frekanslı bir
alet geliştirdi. FM radyo bandının da mucidi olan Armstrong’ un icat
ettiği “osiloskop” elektrikli cihazlardaki akım miktarını ölçen bir
aletti. Osiloskop sayesinde elektrikli cihazların tamiri
kolaylaşmıştır.
|