|
1900
Mendel yasalarının doğruluğu deneylerle kanıtlandı. 1822'de
Avusturya'da doğan Gregor Mendel 1856 yılında kalıtımla ilgili
çalışmalarına başlamıştı. Bezelyelerle yaptığı deneyler
sonunda kalıtmın yasalarını ortaya atan Mendel, kalıtım
bilimin (genetiğin) doğmasına olanak sağlamıştır.
İlk radyonun yapılışı.
Elektromanyetik dalgaların varlığını 1864 yılında
James Clerk Maxwell ortaya
koymuştu. Guglielmo Marconi'yse dalgaları ilkin 9 m, sonra da
275 m ve 3 km'lik uzaklıklara iletmeyi başardı. 1901'de de
Atlas Okyasu'nun ötesine ilk mesajını ulaştırdı.
Günümüzde Planck Sabiti olarak adlandırılan eylem kuantumunu,
Alman fizikçi Max Planck buldu. Işıma olgusunda enerjinin
sürekli biçimde değil, enerji paketleri biçiminde kesikli
olarak ortaya çıktığı varsayımını yapan Planck, her biri
belirli bir enerji miktarını içeren paketlere kuantum adını
verdi ve bir kuantumun enerjisinin ışınımın frekansıyla
orantılı olduğunu öne sürdü. Bu teori fizikte bir devrim
niteliği taşıyordu ve 20. yüzyıla damgasını vuran kuantum
mekaniğinin başlangıcı oldu.
1901
Karl Landsteiner, alyuvarlarda hücre zarının dış katmanına
yapışan antijen adlı bir maddenin türüne bağlı olarak insanda
en az üç temel kan grubu olduğunu gösterdi; bu grupları A, B
ve 0 olarak adlandırdı. Bir yıl sonra da A ve B antijenlerinin
ikisini birden taşıyan AB grubu bulundu.
Emekli bir Alman subayı olan Ferdinand Zeppelin'in tasarladığı
hava gemisi "Zeplin"lerden ilki 2 Temmuz'da Almanya'da
Friedrichshafen yakınlarında bir göldeki yüzer hangardan
havalondı- Sivil havacı!ıkta ve yolcu taşımacılığında büyük
başarılar elde edecek olan bu araçlar, uçaklarla rekabete
dayanamayıp gelecekte göklerden silinecekti.
1902
ABD'li genetik bilgini Walter Sutton, Columbia'da öğrenciliği
sırasında kromozomların kalıtsal bilgiyi taşıdıgını ve ayrı
çiftler halinde bulunduğunu ilk kez ortaya koymuş. Sonraki
yıllarda yaptığı çalışmalarla kalıtımla ilgili kromozom
kuramının temelini atmıştır.
1903
Motorlu ilk uçuş yapıldı-Orville Wright'ın biçimde yere indi.
Wilbur ve
Orville Wright kardeşler aynı
gün iki uçuş daha yaptılar. En uzun uçuş 59 saniye sürdü 260
m’lik bir uzaklığı aştı.
1923
Arthur Compton, X ışınlarının elektronlarla çarpışması
durumunda dalgaboylarının değiştiğini belirleyerek bunun
nedenini açıkladı. Bu buluş, elektromanyetik dalgaların hem
dalga hem de parçacık niteliği taşıyan ikili yapısına ilişkin
görüşü doğrulamıştır.
1924
Fransız fizikçi Louis de Broglie, ışığın hem dalga hem de
parçacık davranışı gösterdiğini kanıtlayan deneysel
bulgulardan yola çıkarak, parçacıkların da parçacık
özelliklerine ek olarak dalga özelliklerine sahip olabileceği
düşüncesini ileri sürdü.
1926
Rusbilim adamı Vlademir Vernadski, canlı süreçlerin atmosfere
katkılarını inceledi ve atmosferdeki azot, oksijen ve karbon
dioksiksitin canlılarca üretildiğini belirledi. Biyosfer
kavramını ortaya atan da Vernadskidir.
1927
George Paget Thomson, bir elektron demetinin kristal yapılı
bir maddeden geçerken kırınıma uğradığını belirledi. Böylece
Louis de Broglie'nin, bir parçacığın, Planck sabitinin
parçacık momentumuna bölünmesiyle elde edilen dalgaboyunda bir
dalga davranışı göstereceği yolundaki öngörüsünü doğruladı.
1927
Sesli sinema filmi yapıldı. 1895 yılında Lumiere kardeşlerin
ilk filmi göstermelerinden beri sessiz sinema gündemdeydi.
1927'den sonraysa sessiz filmler yerlerini yavaş yavaş sesli
filmlere bıraktılar.
1923
İsviçreli psikolog Jean Piaget, çocukların derslerde yaptığı
yanlışların gelişigüzel olmadığını, belli yaş gruplarında
özgün yanlışların yapıldığını ortaya koydu. Böylece çocuğun
yetişkinliğine değin bir dizi zihinsel gelişim evresinden
geçtiği sonucuna ulaştı.
1925
Alman fizikçi Werner Heisenberg, kuantum mekaniğinin matris
biçimini geliştirdi. Heisenberg tutulduğu saman nezlesi
nedeniyle dinlemeye çekildiği Helgoland adasında, harmonik
olmayan salınıcıda kesikli enerji durumlarının açıklanmasıyla
ilgili bir problemi çözerek atomun kuantum mekaniğinin
geliştirilmesine yönelik programlı araştırılmaların
başlangıcını oluşturdu.
1926
bilim adamı Robert Goddard ilk başarılı roket deneyini
gerçekleştirdi. Massachussets'e bağlı Auburn kenti
yakınlarında bir çiftlikte gerçekleştirdiği deneyde, Goddard'm
bir rampadan ateşlediği sıvı yakıtlı roket 30 m yükseldi ve
2,5 saniye havada kalarak 60 metre yol aldı.
1927
Büyük patlama kramı ortaya atıldı. Belçikalı gökbilimci
Georges Lemaître'in ortaya attığı kurama göre evren
başlangıçtaki bir "süperatomun" genleşmesi sonucu oluşmuştur.
Bu kuram sonradan George Gamov tarafından geliştirildi.
1928
C vitamini keşfedildi. Özellikle uzun gemi yolculuklarında
ortaya çıkan İskorbit hastalığının tedavisinde C vitaminin
etkili olduğu anlaşıldı.
Alexander Fleming, penisilini buldu. Bu antibiyotik ilaçla
tedavide yeni bir dönem başlattı.
1929
Ünlü gökbilimci Edwin Hubble, Evren'in genişlediği fikrini
ortaya attı. Hubble'a göre Evren, gökadaların birbirlerinden
uzaklaşma hızları ile birbirlerine olan uzaklıkları arasındaki
oran sabit kalacak şekilde genişlemektedir.
1930
İngiliz fizikçi Paul Dirac, antimadde kavramını ortaya attı.
Dirac, elektronların enerji düzeyleri konusundaki çalışmaları
sırasında elektronun karşıt parçacığının varlığını ileri
sürdü. Bu çalışma, elektrik yükü dışında her yönüyle
elektronun özdeşi olan bir parçacığın laboratuvarda
üretilmesiyle sonuçlandı. Bu maddeye pozitron adı verildi.
Plüton gezegeni keşfedildi. Astronom Clyde Tombaugh, Lowell
gözlemevinde çalıştığı sıralarda çektiği bir dizi fotoğrafta
küçük gezegenlerden daha yavaş hareket eden bir gökcismi
saptadı. Bu gök cismi uzun süredir orada olduğundan kuşku
duyulan Plüton gezegeniydi.
1931
Alman bilim adamı Ernst Ruska ilk elektronik merceği
geliştirdi. Bu mercek elektronları ışık gibi odaklayan bir
elektromıknatıstan oluşuyordu. Ruska, seri halde birkaç
elektron merceği kullanarak ilk elektron mikroskopunu 1933
yılında yaptı.
Avusturyalı fizikçi Wolfgang Pauli, nötrinoların varlığı
tezini ileri sürdü. Pauli, nötrinonun varlığını, radyoaktif
beta bozunumuna ilişkin varsayımla enerjinin ve momentumun
korunumu yasalarının uyum içinde olmasını sağlamak amacıyla
öngörmüştü. Nötrino adı bu parçacığa ünlü İtalyan fizikçi
Enrico Fermi tarafından verildi.
Karl Jansky, Güneş Sistemi'nin dışından gelen
radyo dalgaları keşfetti.
1928 yılında New Jersey'de bulunan Bell Laboratuarlarında
çalışmaya başlayan Jansky, burada telefon haberleşmesini
etkileyen çeşitli parazitlerin kaynağını araştırmakla
görevlendirildi. Yönlendirilebilir doğrusal bir anten kurarak
biri dışındaki tüm girişim kaynaklarını belirledi. Aylar süren
çalışmalardan sonra 1931'de, bir türlü saptanamayan bu girişim
kaynağının yıldızlar olduğunu buldu. Birkaç ay sonra da bu
kaynağın Yay takımyıldızı doğrultusunda olduğunu keşfetti.
1932
James Chadwick atomun içinde elektrik yükü olmayan bir
parçacık olduğunu keşfetti. Bu parçacığa nötron adını verdi.
1933
A. N. Kolmogorov, olasılıklar hesabının aksiyomatik kuramının
temellerini attı. Bu, günümüzde de kullanılan olasılık
kuramının başlangıcıdır.
1955
Owen Chamberlain ve Emilio Segre karşıt protonu keşfetti.
Varlığı kuramsal olarak bilinen karşıt protonu üretmek
amacıyla güçlü bir parçacık hızlandırıcısı olan bevatron
kullanan Chamberlain ve Segre, 1956'da karşıt nötronun
varlığını da doğruladılar.
1958
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) kuruldu.
Rusların 1957'de Sputnik uzay aracını fırlatmasının ardından
ABD kongresi tarafından 1915 yılında kurulmuş olan Ulusal
Havacılık Danışma Komitesi çerçevesinde oluşturuldu.
1959
Christopher Cockerell ilk hoverkraftı yaptı. Bir hava yastığı
üzerinde yol almak üzere tasarlanmış bu araçlann hem karada
hem de denizde gidebilme gibi bir avantajları vardı. Ne var
ki, kullanımındaki bazı güçlüklerden dolayı hoverkraftlar
kendilerinden bekleneni veremediler.
1961
İnsanlı ilk uzay uçuşu 12 Nisan'da SSCB tarafından
gerçekleştirildi. Kozmonot Yuri Gagarin, Vostok-1 adlı uzay
aracıyla Dünya'nın çevresini 108 dakikada dolaştı.
1964
Uluslararası uydularla telekomünikasyon örgütü Intelsat
kuruldu. Bu tarihten sonra ilk uydusunu fırlatan Intelsat
böylece 240 komünikasyon devresi ve 1 televizyon kanalının
gereksinimini karşılayabiliyordu.
1967
İlk kalp nakli gerçekleştirildi. Güney Atrikalı cerrah
Christiaan Barnard, tedavi olanağı kalmamış ağır bir hastanın
kalbini bir trafik kazasında ağır yaralanarak hastahaneye
getirilen ve ölmek üzere olan birinin kalbiyle değiştirdi.
1969
ABD Savunma Bakanlıgı ARPANET (Advanced Research Projects
Agency) projesini başlattı. 1965 yılında MIT Lincoln
Laboratuvarlarında ilk kez iki bilgisayar birbirine bağlanmış
ve karşılıklı veri alış verişinde bulunmuşlardı. ARPANET
projesi kapsamındaysa dört üniversitenin bilgisayarları,
araştırma, eğitim ve hükümet uygulamalarını yürütmek için
birbirine bağlandı. Hükümet bu projeye başlarken olası bir
düşman saldırısı ardından iletişimin kesilmesi durumunda
klasik iletişim yollarına alternatif olacağı düşüncesini
taşıyordu. Bu proje günümüzde kullanılan internetin başlangıcı
niteliğindeydi.
1960
T. H. Maiman, yakuttan bir çubuk kullanarak ilk lazer aygıtını
yaptı. Bu konuda daha önceden de çalışmalar olmasına karşın
bugün anladığımız anlamıyla yaplan ilk lazer Maiman'a aittir:
1961
ABD'li fizikçi Murray Gell-Man ve israilli fizikçi Yuval
Ne'eman, parçacıkların sınıflandırılmasına ilişkin ve sekizli
sınıflama ya da SU(3) denen bir sınıflama şeması önerdiler. Bu
şema, kuvvetli etkileşime giren parçacıkların daha temel
parçacıklardan oluştuğunu öngörüyordu. 1964 yılında Gell-Mann,
bu şemanin fiziksel temeli olarak kuark kavramını ortaya attı.
Fizikçi parçacıklara-bu adı verirken james-Joyce'un Finnegans
Wake romanında geçen uydurma bir isimden esinlenmişti.
1965
Arno Penzias ve Robert Wilson, evrende 3 kelvinlik artık bir
ısıl enerjiye karşılık gelen bir fon ışıması (Cosmic Backround
Radiation) keşfettiler. Günümüzde bunun evrenin milyarlarca
yıl önceki oluşumu sırasında gerçekleşen başlangıç
patlamasından günümüze ulaşan bir artık fon ışınımı olduğu
görüşünde birleşilmektedir.
1967
İngiliz gökbilimciler Antony Hewish ve Jocelyn Bell ilk
pulsarı keşfettiler. Hewish ve Bell, bu buluşlarının radyo
dalgalarındaki hızlı ve ani oynamaları kaydetmek amacıyla özel
olarak tasarlanmış bir radyoteleskop yardımıyla
gerçekleştirdiler.
1969
21 Temmuz'da ABD'li astronotlar Neil Armstrong ve Edwin Aldrin
Ay'a ayak basan ilk insanlar oldular.
1970 Kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanılmaya
başlamasından sonra gösterilen ilginin azaldığı rüzgar
enerjisi yeniden gündeme geldi. Tüm dünyada fosil yakıt
rezervlerinin sınırlı ve gittikçe tükeniyor olması buna
seçenek oluşturacak enerji kaynakları bulmayı gerektiriyordu.
Binlerce yıldır insanlığın mekanik amaçlarla kullandığı rüzgar
enerjisi artık enerji üretmek için de kullanılmaya başlıyordu.
1972
@
Elektronik posta (e-mail) geliştirildi.
1973
İlk mikrobilgisayar üretildi. Önceki bilgisayarlara göre daha
küçük olduğu, tek bir kullanıcıya hizmet verdiği için bu
bilgisayarlara mikrobilgisayar adı verilmişti. Fransız R2E
şirketi tarafından piyasaya sürülen bu mikrobilgisayarın adı
Micral'di.
1975
Apple-1 bilgisayarlar piyasada. Apple Inc. firmasından Steve
Woznaik ve Steve Jobs'un
tasarladığı Apple-1, 1976'dan itibaren insanlar tarafından
benimsenerek önemli bir ticari başarı sağladı.
1978
İlk tüp bebek dünyaya geldi.
İngiltere'de yapay dölleme sonucu hamile kalan bir kadın doğum
yaptı. Bu tarihten sonra yapay dölleme yoluyla doğan tüm
çocuklara tüp bebek denmeye başlandı.
1981
IBM PC (Personal Computer) kişisel bilgisayarlar piyasada.
Mikrobilgisayarların gündelik yaşama girmesi büyük ölçüde bu
bilgisayarların ve Microsoft firmasının hazırladığı MS/Dos
işletim sistemi sayesinde olmuştur.
1971
Amerikan sondası Mariner-9 Mars gezegeni çevresinde yörüngeye
girdi ve yaklaşık bir yıl boyunca gezegenin yüzey haritasını
çıkardı.
1971İlk uzay istasyonu olan Salyut-1 Ruslar tarafından Dünya
yörüngesine oturtuldu. Bilimsel gözlem ve araştırmalar yapacak
olan Salyut uzay istasyonu, oldukça yakın bir yörüngeye
oturduğundan giderek Dünya'ya yaklaştı ve altı ay sonra
atmosfere girdi.
1972
İlk Mikroişlemci (Intel 4004) yapıldı. Bu, üzerine 2300
transistör yerleştirilmiş 7 mm x 7 mm boyutlarında, kare
biçiminde silisyum bir plaktı. 4 bit değerinde kelime işleme
gücü vardı.
1974
Amerikan sondası Mariner-10 Merkür gezegenine yaklaştı ve
gezegenin yüzey haritasını çıkarttı.
1976
Uzay sondaları Voyager-1 ve Voyager-2 fırlatıldı. Güneş
sisteminin dış bölümündeki gezegenleri gözlemleyen ve bu
gezegenler hakkında Dünya'ya bilgiler yolayan uzay araçları
Güneş Sistemi'nin hiç bilinmeyen yönlerini de ortaya çıkardı.
1992
Büyük patlama kuramının kanıtları bulundu. Lawrence Berkeley
Laboratuvarları ve California Üniversitesi'nin ortak yürüttüğü
bir projede, George Smoot başkanlığındaki bir grup
araştırmacı, COBE (Cosmic Backround Explorer) uydusunun
evrendeki fon ışımasındaki ısı dalgalanmalarının büyük
patlamadan kaldığını keşfettiler.
1994
Karadeliklerin varlığına ilişkin kanıtlar bulundu. Hubble uzay
teleskopunun verilerine göre 52 milyon ışık yılı ötede bir
kara delik gözlendi. Kara deliklerin varlığı Albert Einstein
tarafından genel görelik kuramı kapsamında öngörülmüştü. M87
adı verilen bu kara delik, Einstein'ın öngörüsünün bir kanıtı
niteliği taşıyor.
1995
Bilim adamları gezegen sistemine sahip güneş benzeri yıldızlar
keşfetti. İki grup gökbilimci üç ay arayla çevresinde
gezegenler olan yıldızlar buldular. Aslında 1994 yılında Güneş
sistemi dışında da gezegenler bulunmuştu. Ne var ki bunlar ölü
yıldızların, pulsarların çevresinde dönüyorlardı. Dünya'dan 42
ışık yılı uzaklıkta bulunan yeni gezegenlerse güneşimiz
benzeri yıldızların çevresinde dönüyorlar.
1997
Viking uzay sondalarından yıllar sonra Pathfinder, Mars'a inen
ilk araç oldu. Dünya'dan 1996 yılında fırlatılan araç,
yaklaşık 500 milyon kilometre yol aldıktan sonra Mars'a
"düşürüldü." Pathfinder, Vikinglerin kaldığı yerden Mars
hakkında bilgiler iletti dünyaya.
1997
İlk genetik kopyalama gerçekleştirildi. Bir grup İskoç bilim
adamı Şubat ayında ergen bir memelinin genetik kopyasını
yarattıklarını duyurdular. Bu, genetik alanındaki birçok
uzmanın gerçekleştirilmesine olanaksız gözüyle baktığı bir
işlemdi. Dolly adlı koyunun kopyalanmasının başarıyla
sonuçlandığının duyurulması beraberinde yeni tartışmaları da
getirdi. Bunların en başta geleni de kopyalamanın ahlaki
yanıydı. Bu teknikle insan kopyalamanın zararları üzerinde
duruldu ve bunun yalnızca tarımsal ve tıbbi amaçlarla
kullanılması gerektiği vurgulandı.
1993
En yaşlı dinozor bulundu. Arjantin'de And Dağları eteğindeki
Ischigualsto doğal parkında bulunan bu dinozorun bir evoraptor
olduğu açıklandı. 1 metre boyunda, 11 kilo ağırlığında olduğu
anlaşılan bu dinozorun yaklaşık 225 milyon önce yaşadığı
açıklandı. Arka ayakları üzerinde yürüyen evoraptorlar, etobur
canlılardı.
1994
Jüpiter'e kuyrukluyıldız çarpışı gözlendi. 4.8 milyon
kilometre uzunluğundaki kozmik dev kuyrukluyıldızın adı, onu
keşfeden gökbilimcilere atfen Shoemaker-Levy 9'du. 16
Temmuz'da başlayan çarpışma günlerce sürmüş ve 21 Temmuz'da
sona ermişti.
1995
İki ayağı üzerinde yürüyebilen insansıların en eski örneği
bulundu. Prof. Mealakey ve çalışma arkadaşları Kenya'nın
kuzeyinde yürüttükleri çalışmalarda Austrolopithecus anemensis
adını verdikleri bir insansı kalıntısı buldular. 4,2 ile 3,9
milyon yıl önce yaşamış olan bu insansı, türün bilinenden
500000 yıl önce ayağa kalktığını gösteriyordu.
1996
Uzay Teleskopu milyarlarca yeni gökada keşfetti. Her gökadanın
yaklaşık 50-100 milyar yıldız içerdiğini söyleyen
gökbilimciler bunların bilinen gökada biçimlerinden farklı
olduğunu da açığa çıkardılar. Bu bulgularda spiral ya da
eliptik olmayan, daha önce görülmemiş şekillerde yeni
gökadalar da vardı.
1997
Güneş sisteminde Dünya dışında bir yaşam olasılığı, Jüpiter'in
16 uydusundan biri olan Europa'da olabileceği bulundu. Galileo
uzay sondasının gönderdiği ayrıntılı Europa yüzey
görüntülerinde gezegende buz tutmuş bir okyanus gözlemlendi.
Bu da yaşam için gerekli olan suyun varlığını gösteriyordu.
1999
Galileo uzay aracı Jüpiter'in uydusu lo'da bir volkan
patlaması görüntüledi. Güneş sisteminde görülen en büyük
volkan olduğu belirtilen dev volkan, 1,5 km yüksekliğinde lav
püskürtüyordu |